Ünlü Avusturya kökenli Amerikalı düşünür ve yazar Peter Ferdinand Drucker (1906-2005) “En Önemli 5 Soru” kitabında diyor ki; Misyonunuz nedir, müşteriniz kim, müşteriniz neye değer veriyor, sonuçlarımız neler, planımız nedir?
Bu beş sorunun “akılcı, sonuç alıcı ve açıklayıcı” yanıtlarını bulmadıkça, yaptığınız işte (ister siyaset, ister ticaret olsun) başarılı olma şansınız yoktur.
Araştırma ve incelemeleri her ne kadar iş dünyası üzerine olsa da örgütlenme, liderlik ve başarı adına yazdıklarıyla dünyada önemsenen biri olan Durcker, artık dünyada “tek adam” ya da monarşi yönetim modellerinin sona erdiğini belirterek yeni dönem liderleri için şöyle diyor;
“Hiçbir zaman ‘ben’ diye düşünme ve söyleme. ‘biz’ diye düşün ve konuş. Etkin liderler sadece organizasyonun güvenine sahip oldukları için otoriteye sahip olduklarını bilirler. Organizasyonun ihtiyaç ve imkânlarının kendi ihtiyaçlarından önce geldiğini anlarlar”
***
Drucker’in bu tespiti yaptığı yıllarda dünyadaki etkin kuşak “Y” kuşağıydı… (1981-1996 yılları arası doğanlar Y kuşağı olarak kabul edilir) Bu kuşak genellikle, internet ve sosyal medyanın yaygınlaşma dönemine denk gelir. Bazen dijital yerliler olarak da anılır. Bu kuşak; 2009 – 2012 ekonomik krizi ve “Covid 2019 pandemisi” sürecinden en çok etkilenen kuşak olmuş, politikada ve ekonomide “liberal potansiyel güç” olarak ortaya çıkmıştır.
“Z” kuşağı ise “1990’ların ortaları ile 2012” arasında doğanlar olarak tanımlanır. Z kuşağı üyeleri de (Y kuşağının devamı olarak) dijital yerliler olarak adlandırılır. Araştırmalarda bu kuşağın bir önceki kuşağa oranla, riskten kaçınan ve daha da pervasız yapıda kişiler olduğu ortaya çıkıyor. V bu kuşak, kendinden yaşlı kuşaklara oranla, geleceğe dönük daha büyük endişe ve kaygı taşıyor.
Bu iki kuşağın babası ve dedesi kabul edilen “X Kuşağı”nın, Y ve Z’yi, etkileyip istedikleri gibi yönlendirmeleri ise mümkün değil… Araştırmalarda ortaya çıkan sosyolojik sonuçlar böyle… (Bu konuda; Altan Öymen’in ‘Kuşaklararası’ adlı kitabı önemli bir kaynaktır)
Bu sosyolojik sonuçları siyasete uyarlamaya gelirsek… Özellikle de Türkiye açısından…
Bugün Türkiye’deki seçmenin % 33’ü, 18-30 yaş grubu… Yani, Y ve Z kuşağı bu kitlenin içinde… Ve bu oran 20 milyonun üzerinde bir nüfus demek oluyor…
***
Gelecek seçimlerde muhtemeldir ki Türkiye’deki siyasi iradenin tescilini bu kuşak yapacak. Ve bu kuşağın Erdoğan yönetimine olan güven ve inandırıcılık notu sıfır civarında… Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hala ve ısrarla ‘Biz’ yerine ‘Ben’ demesi bu kesimleri kendisine karşı daha da agresifleştiriyor. Öte yandan sistemi “kendi siyasal bekası adına” manipüle edip düzenlemesi de bu kesimlerde büyük tepki çekiyor.
Sanırım, Erdoğan ve AKP kurmayları bunun farkında olduğu için, kendilerini kurtarma adına “isteyerek ya da istemeyerek” devletin tüm aygıtları ile kurumlarını kullanarak bir “otorite” inşa etmeye çalışıyor. Başarılı olurlarsa ne ala…
Ya olamazlarsa…!
İşte; yazının başında belirttiğim Drucker’in beş sorusuna cevap bulmak bunun için çok önemli…
Misyonunuz nedir?
Müşteriniz kim?
Müşteriniz neye değer veriyor?
Sonuçlarınız neler?
Planınız nedir?
Ne yazık ki AKP’nin ve Erdoğan’ın 23 yıllık iktidarında bu soruların akılcı “makul ve mantıklı” yanıtları bulunabilmiş değil…