Çiğli ilçesi Yakakent Mahallesi/Güzeltepe bölgesi sınırları içinde Süleymancılar cemaatine ait bir yurt açılmak isteniyor. Çiğli Halk Temsilcileri Meclisi (ÇHTM) cemaat ve tarikatların mahalleye yerleşmesine karşı aydınlanma mücadelesini sürdürüyor.
Bugün veliler, öğretmenler, mahalle sakinleri, demokratik kitle örgütlerinden temsilcilerin de katılımıyla “Gericiliğe Karşı Mahalle Kürsüsü” başlıklı bir etkinlik düzenlendi.
Etkinliğe Eğitim-İş Sendikası, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Çiğli Şubesi, DİSK Emekli-Sen Çiğli Şubesi ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Yönetim Kurulu’ndan temsilciler de katıldı.
Sermaye-tarikat seferberliğine karşı örgütlü mücadele
ÇHTM sözcüsü Emel Diril ise Güzeltepe’de yapılmak istenen ve halka devlet yurdu diye duyurulan Süleymancılar cemaatine ait yurdun yapı ruhsatının 2020 yılında Çiğli Belediyesi tarafından verildiğini hatırlattı. Mahallelinin bu yurda karşı “Mahallemizde tarikat yurdu istemiyoruz” diyerek örgütlendiğini anlatan Diril şöyle konuştu:
“Çiğli Halk Temsilcileri Meclisi’nin çağrısıyla mahalleli yürüyüşler yaptı ve yurdu hep birlikte sembolik olarak mühürledik. Tarikatın kapatılması için suç duyurusunda bulunduk, dilekçeler verdik. Bunların tamamı cumhuriyet zeminini yerle bir etmek, laiklik kavramının içini boşaltmak için yapılıyor. Buna karşı birlikte mücadele etme sorumluluğumuz var. Gerici bir müfredatla karşı karşıyayız. Sermaye-tarikat seferberliğiyle karşı karşıyayız. Bu sadece eğitim alanında geçerli değil, sağlık alanında da böyle. Kapatmak için elimizden geleni yapacağız, birlikte örgütlü bir şekilde yapmamız gerekiyor.”
‘Tarikatlar, Cemaatler ve Eğitimde Gericilik’ söyleşisi
Birçok yurttaşın söz alarak katkıda bulunduğu mahalle kürsüsü etkinliğinin ardından Eğitim-İş 3 No’lu Şube Başkanı Barış Düdü’nün yürütücülüğünde “Tarikatlar, Cemaatler ve Eğitimde Gericilik” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirildi.
Barış Düdü sözlerine emek-sermaye çelişkisine vurgu yaparak başladı:
“Sermaye daima, üreten işçi sınıfını çeşitli araçlarla böler. Emeği ile geçinenler, yoksullar her zaman bölünmek, parçalanmak ihtiyacı duyulan kısımdır. Sermaye elindekinin azını vermeye çalışırken emekçileri böler. Çünkü işçi sınıfı milyonlardır. Sermaye sınıfı, çok olan işçi sınıfı ile paylaşmamak için onu böler. Dinci gericilik de sermayenin, emekçileri bölmek için kullandığı araçlardan biridir. Gücünü sermayeden alır. Burada bahsedilen herhangi bir insanın inancı değildir. Aksine diğer tüm inançların güvencesi olan laikliğin ortadan kaldırılmasıdır.”
Çeşitli istatistiklerle AKP’li yıllarda eğitimin piyasalaşmasının nasıl hız kazandığına değinen Düdü “2000 yılında Türkiye’deki özel okul sayısı yüzde 2, bugün yüzde 20. Parası olanın iyi, olmayanın kötü eğitim aldığı bir noktaya geldik” dedi.
Düdü dinci gericilikle mücadeleye birlikte devam edilmesi gerektiğinin altını çizdi.